Kanserle market raflarinda savasin

08 Haziran 2016 Çarşamba 23:05
Bu haber 645 kez okundu

Kanserle market raflarinda savasin

Kanserle market raflarinda savasin
 Bilim adamları kazanılması zor ancak mümkün olan  mücadelesinde size güç katacak silahları araştırmaya devam ediyor. Kanserle mücadelede size destek olacak en önemli şeylerin başında, yedikleriniz geliyor. Elbette sadece beslenmenize dikkat etmeniz, kanseri yenmek için yeterli değil. Uzman doktorunuzun tavsiye ve takip ettiği tedaviyi aksatmamanız; yapmanız gereken ilk ve en önemli şeydir. Yapılan önemli araştırmalar, özellikle meyve ve sebze gibi besleyici ögeleri fazla olan gıdaların bazı kanser türlerinin ilerlemesini yavaşlattığını ve daha başlangıçta önlemeye yardımcı olabileceğini söylüyor.

KARA LAHANA TOKSİNLERİ ATIYOR
Brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası ve  lahana; aynı ailenin (crucfer) fertleridir. Yapılan araştırmalar bu sebzelerin, vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olduğunu gösteriyor. Kara lahana ve 'akrabalarının' kanserle mücadelede öne çıkmasının en önemli sebebi, tümörlerin büyümek için ihtiyaç duyduğu kanla beslenmeyi keserek kanser hücrelerini aç bırakmaya yardımcı olmalarıdır. Kara lahana aynı zamanda harika bir K, A ve C vitamini kaynağıdır ve aynı zamanda kronik hastalıklarla bağdaştırılan inflamasyonla da savaşır. Bilim adamları, bu gruptaki sebzelerin, kadınlarda görülen yumurtalık kanseriyle mücadelede öne çıktığını belirtiyorlar. Araştırmacılar, crucifer ailesine mensup sebzelerin kanserle savaşıcı özelliğinin, sadece yumurtalık kanseri değil meme ve diğer kanser türleriyle de alakalı olan temel karsinojenleri vücudun yok etmesine yardımcı olan izotiyosiyanat isimli bileşenlerle bağlantılı olduğunu düşünüyorlar. Sebzelerden beklenen faydayı elde etmek için doğru pişirme yöntemini kullanmanız gerekir. Kara lahanadan yeteri kadar faydalanabilmek için haşlamak yerine buharda ya da mikrodaolgada pişirmeniz ve pişirmeden önce mutlaka doğramanız tavsiye ediliyor. Peki kara lahanayı her gün mü yemelisiniz? Hayır. Haftada  kez yaklaşık 70 gram tüketmeniz yeterli.

BEYAZ FASULYE DAHA ETKİLİ
Baklagiller; hem flavanoid, hem de kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan ve kronik inflamasyonu azaltan diğer fitokimyasallar bakımından oldukça zengindir. Beyaz fasulyeler, kırmızı barbunyadan daha fazla kanserle savaşan diyet lifi içerirler. Beyaz fasulyeler veya diğer baklagilleri pişirerek kalın bağırsağın kansere neden olabilen hasarlı hücreleri yok etmesine yardımcı olan liflerle benzer görevi gören dirençli nişasta seviyesini artırmış olursunuz. Yapılan bir çalışmada; lif alımını günde 10 grama çıkarmanın, kolorektal kanser riskini yüzde 10'a kadar azaltmaya yardımcı olduğu görüldü. Haftada en az iki kere yaklaşık 100 gram fasulye (günlük lif ihtiyacınızın yüzde 20'si) tüketin.

KAHVE RAHİM KANSERİNDEN KORUR
Kahve, kültürümüzde yer edinmiş bir içecektir. Dünya genelinde birçok ülkede en çok tüketilen içeceklerin başında kahve geliyor. Faydasından çok lezzeti sebebiyle sayısız insan için adeta alışkanlık haline gelen kahve, rahim kanseriyle mücadelede öne çıkıyor. Yapılan araştırmalara göre; rahim kanseriyle mücadele etmek için günde dört fincan kahve içmek yeterli. Son zamanlarda yapılan bir araştırma, günde en az dört fincan kafeinli kahve içen kadınların günde bir fincandan az içen kadınlara oranla rahim kanserine yakalanma risklerinin yüzde 25 daha az olduğunu gösterdi. Ayrıca kahvenin, meme, rahim, böbrek, karaciğer, kolon ve prostat kanseri gibi kanser türleri riskini de azalttığı kanıtlandı. Kahve tüketmek yararlıdır çünkü belirli hücreleri kontrol altına alan kafeik asit ve kanserle savaşan antioksidan oranları daha yüksektir. Günde sadece bir fincan kahve içerek bütün kanser türleri riskinizi yüzde 3 oranında azaltabilirsiniz. Kahvenin kanserle savaşıcı özelliklerinden tamamen faydalanmak için günde üç fincan kadar tüketebilirsiniz. Tabii bu miktar sizi rahatsız etmiyorsa...

ÇAYINIZ YEŞİL OLSUN
Yeşil çay ve siyah çay arasındaki bilinen en önemli fark içerdikleri kafein miktarıdır. Siyah çayda kafein miktarı biraz daha yüksektir. Toplanmasının ardından kurutulma şeklindeki farklılık, iki çay arasındaki renk ve tat farkına sebep olan en önemli etkendir. Temelde aynı 'bitki' olması sebebiyle hangisini içebiliyorsanız onu tercih etmenizde hiçbir sakınca yoktur. Ancak yeşil çay, antioksidan açısından siyah çaya oranla daha zengindir. Bu sebeple kanserle mücadele söz konusu olduğunda, yeşil çayı tercih etmeniz yararınıza olacaktır. Çayın hücre bölünmesi üzerindeki yavaşlatıcı etkisi, kanserle mücadelede yardımcı olmasını sağlar. Her gün en az iki fincan çay içmeniz, mide kanserine karşı sizi korumada yardımcı olacaktır.

SOĞAN VE SARIMSAK YEMEKTEN KORKMAYIN
Günlük hayatın koşturması ve devamlı insanlarla bir arada olma zorunluluğu, çevremizdekileri rahatsız edici kokulara maruz bırakma riski; soğan ve sarımsak gibi yiyeceklerden uzak durmamızı emretse de bunların sayısız faydaları mutlaka tüketmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Son yıllarda özellikle soğan üzerine sayısız araştırma yapıldı. Soğanın içeriğinde bulunan quercetin adlı madde, özellikle kanserle mücadelede son derece etkili. Drug Metabolism and Disposition adlı dergide yayımlanan bir araştırma; takviye quercetin maddesi alımının kanser hücrelerinde kendiliğinden gerçekleşemeyen -doğal hücre ölümü olarak tanımlayabileceğimiz- apoptosisi teşvik ettiğini göstermiştir. Benzer araştırmaların vardığı ortak kanıya göre; doğal bir mucize sayılabilecek bu madde, özellikle akciğer, kolon ve prostat kanseri üzerinde son derece etkili bulunmuş. Mide kanserleri ya da şüphesi olanlar, daha çok kırmızı soğanı tercih etmeliler.

Kaynak:sabah.com.tr

Yorum Gönder